Terör ve Savaş Mağduru Olmak: Hangimiz Risk Altında?

İsimli konu WH 'Ruh Sağlığı' kategorisinde, aysuntuna üyesi tarafından 16 Ağustos 2016 tarihinde yazılmıştır. Terör ve Savaş Mağduru Olmak: Hangimiz Risk Altında? hakkında bilgi ve tartışmalar.

  1. Terör ve Savaş Mağduru Olmak: Hangimiz Risk Altında?
    Klinik Psikolog Yeşim Selçuk
    Günümüzde milyonlarca kişi, terör saldırılarının ve politik çatışmaların kurbanları durumuna gelmektedir. Bu şiddet eylemleri kişiler üzerinde fiziksel ve psikolojik açıdan birçok olumsuz etki yaratmaktadır. Söz konusu mağdur kişiler küçük yaştaki çocuklar ya da ergenler olduğundaysa fiziksel ve psikolojik sorunlara ek olarak ahlaki gelişimde de kalıcı hasarlar oluşabilmektedir.

    Savaş ve çatışmaların yaşandığı kaotik ortamlar mağdurlar üzerinde en fazla fiziksel ve sosyal etkileriyle fark edilebilir. Bununla birlikte, korku ve çaresizlik gibi duygulardan beslenen psikolojik sıkıntılar ilk etapta açık olarak gözlemlenemeyebilir ya da ileriki süreçlerde açığa çıkabilir. Aynı durumu tekrar yaşayacağını, yaralanacağını, öleceğini, sevdiklerini kaybedeceğini ya da savunmasız kalacağını düşünmek bu korku ve kaygıları yoğun olarak besleyerek kişilerin yaşamdan geri çekilmesine sebep olabilir. Doğrudan mağruz kalmasa bile çeşitli yayın organları yoluyla ya da çevreden duyulan hikayelerle dünyanın tehlikeli bir yer olduğuna dair güçlü bir inanç geliştirmek, başlı başına insanın en temel ihtiyaçlarındna biri olan güvende olma ihtiyacını sekteye uğratır.

    Korku duygusu bedenimizin savaşarak ya da kaçarak kendini tehlikelerden koruması ve hayatta kalmasına güdüleyen mekanizmanın tetikleyicisidir. Ancak, korku başa çıkılamayacak kadar şiddetli olduğunda mevcut durum kişi için travmatik bir yaşantı niteliği taşır. Üstelik korkunun sürekli bir hal alması savunma sisteminin devamlı olarak mevcut stoklarını tüketerek korunaksız kalmasına sebep olur. Uzun dönem süren stresin bağışıklık sistemini çökertmesinin ve zihnin işlemleme kapasitesini düşürmesinin sebebi de budur. Travmalar doğaları gereği bitmeyen stres kaynaklarıdır.

    Terör olayı yaşamış kişilerde:

    Duygusal donukluk, korku, öfke, suçluluk, kaygı, çaresizlik, huzursuzluk, yalnızlık ve umutsuzluk gibi duygular;
    Bedensel anlamda gerginlik, yorgunluk, uyku sorunları, yeme düzensizlikleri, kalp ve mide sorunları;
    Zihinsel düzeyde de olaya dair görüntülerin zihne sıklıkla gelmesi, karar verme ve konsantre olma güçlükleri, sıklıkla görülmektedir.

    Bu belirtilerin çok büyük bir kısmı yaşanan olay düşünüldüğünde normal ve insani tepkiler olarak kabul edilir. Ancak bu belirtiler 3 aydan daha uzun süre devam ettiğinde tedavi gerektirecek bir boyuta ulaşır. Bazı kişiler Travma Sonrası Stres Bozuklu’na (TSSB) karşılık gelecek ölçüde ağır stres tepkileri verebilmektedir.

    Söz konusu olan ağır stres tepkileri şunlardır:
    Disosyasyon : kendini bedeninin dışındaymış ya da bu dünyaya ait değilmiş gibi hissetme,
    Hatırlama zorlukları,
    Gündelik hayatın içinde travmayı yeniden deneyimleme (beş duyuya da hitap edebilir),
    Travmatik olayın bir yönünü çağrıştıran ya da andıran olaylarla karşılaşıldığında yoğun bir psikolojik sıkıntı duyma,
    Travmatik olaya dair sıkı sık ve sıkıntılı rüyalar görme,
    Kaçınma ve güvence davranışları,
    İnsanlardan uzaklaşma ve yabancılaşma,
    Madde ve alkol kötüye kullanımı ve/veya bağımlılığı
    Duygusal anlamda donukluk,
    Aşırı irkilme tepkileri,
    Çeşitli uyaranlara karşı aşırı dikkat gösterme,
    Yoğun kaygı,
    Huysuzluk ve öfke patlamaları,
    Ağır depresyon,
    Halüsinasyon ve hezeyanları içerebilecek psikotik belirtilerdir.

    Terör ve savaş travmalarından her mağdur aynı derecede etkilenmemektedir. Bu noktada belirleyici faktörlerin başında olayın türü, olayın şiddeti, olayın ne tip sonuçları olduğu, mağdurun olaya yakınlık derecesi ve olayın nerede ya da kimlerle yaşandığı gibi faktörler gelmektedir.

    Alanda yapılan birçok çalışma terörist saldırılara doğrudan tanık olmuş kişilerde TSSB’nin yüksek oranlarda görüldüğünü bildirmektedir.

    Geçmiş yaşam öyküsünde herhangi bir psikiyatrik rahatsızlığa sahip olmak da travma yaşantısı sonrası TSSB gelişimi riskini arttıran bir faktör olarak bulgulanmıştır. Hazırlıksız yakalanılan ani bir durumun kişiler üzerindeki etkisi, önceden beklenen bir olayın etkisinden daha ağır olmaktadır. TSSB gelişimi açısından fiziksel yaralanmanın yanı sıra, oluşan yaralanmanın tam olarak iyileşmemesi de bir risk faktörüdür. Terörist saldırında patlamaya görsel olarak tanıklık etmenin ve patlama nedeniyle yakınını kaybetmenin TSSB gelişimini arttıran etmenler olduğu düşünülmektedir.

    Travma sonrası sosyal desteğin azlığı psikolojik sorunların daha da artmasına sebep olmaktadır. Bunun yanısıra; kadın olmanın, etnik bir azınlıktan olmanın, düşük eğitim seviyesinde bulunmanın, çalışmıyor olmanın ve bekâr olmanın TSSB açısından risk oluşturduğu yapılan çalışmalarca bulgulanmıştır.

    Uzman Klinik Psikolog Yeşim Selçuk

    kaynak: www.mood.ist
    16 Ağustos 2016
    #1
  2. Terör ve Savaş Mağduru Olmak: Hangimiz Risk Altında? Cevapları

soru sor

Terör ve Savaş Mağduru Olmak: Hangimiz Risk Altında?